Thomas Paine Sözleri

“Soytarıyla soytarının dilinde konuşun.”

“Her dürüst yurtdaşın,her şeyden önce kendi vicdanına,kendi ruhuna saygı göstermesi gerekir.”

“Öyle bir şeydir ki bu kibir,insanı kendi elindekiyle değil başkasının sefaletini görerek mutlu olmaya iter.”

“Dünyada kaygısız,huzurla,sevinçle yaşamaktan daha büyük zenginlik olabilir mi?”

“Her şeyin iyi olması için bütün insanların iyi olması gerekir:o da yarın öbür gün olacak işlerden değil.”

“İnsan iyiyi gerçekleştiremezse,kötüyü yumuşatmalı hiç olmazsa.”

“İnsanları kötülüğe yönlendirdikten ve onlara daha çocukken ihtiyaç duydukları düzgün eğitimi veremedikten sonra,yetişkinliklerinde işledikleri suçtan dolayı cezalandırmanın ne faydası var?”

“Milyonlarca çocuğu bozucu,körletici bir eğitimin pençesinde bırakıyorsunuz..Erdem çiçekleri açabilecek bu körpe fidanlar gözlerinizin önünde kurtlanıyor;büyüyüp suç işledikleri zaman,yani içlerine çocukluktan giren kötülük tohumları acı meyvelerini verdiği zaman ölüm cezasına çarpıtıyorsunuz onları.”

“Doymak bilmeyen ahlaksız ve yararsız zenginler ile kendilerinden çok halkın yararına ağır şartlarda çalışan dürüst
ve ılımlı fakirler…”

“Aşırı adalet,aşırı hasarlar yaratır.”

“Kesinlikle ender olan bir düşünce insanların pek ender karşılaştıkları bir şeydir.”

“Kendi inandığımız şeyleri göklere çıkarmak ve yalnızca kendi düşüncelerimizden hoşnut olmak bizim doğamızda var.”

“Onlara göre doğanın dostluğu en güçlü sözleşmedir;insanları birbirine kopmaz bağlarla sıkıca bağlayan,anıaşmalardan çok iyi niyet,sözlerden çok içtenlikli bir sevgidir.”

“Çok azgın düşman bile,çok zaman büyük paralarla satın alınabilir.”

“Bazı filozoflar yalan söylemekte haklı olabilirler,benim yaradılışım buna elverişli değil.”

“Bugünün bakanları,politikacıları yanlış düşünceler,peşin yargılarla yoğrulmuş insanlardır.”

“Ama insanlar her oyuna gelip budalaca davranır ve doğal olmayan birtakım sevinçlere zevk adını verir,sanki kelimeleri değiştirince bu kelimelerin içerdiği anlamlar da değişecekmiş gibi.”

“İyi eğitilmiş insanlara birkaç yasa yettiği için,pek az sayıda yasa vardır Utopia’da.”

“Ütopyalılar,yıldlzlara veya güneşe bakmak dururken insanın bir mücevherin ya da bir taşın sahte ihtişamına nasıl bu kadar kapılabildiğine şaşırırlar.”

“Çünkü paranın ve dolayısıyla para hırsının olmadığı yerde,fesatlık olmaz.”

“Yoksulluk ve açlık yürekleri çökertir,ruhları körletir,insanları acı çekmeye,köle olarak yaşamaya alıştırır:Öylesine ezer ki onları,boyunduruklarını sarsmaya güçleri kalmaz.”

“Servetin ve özgürlüğün olduğu yerde,insanlar katı ve adaletsiz buyruklara sabırla boyun eğmeyi zül sayar.Buna karşın yoksulluk ve kıtlık insanları köreltir,uysallaştırır ve isyana hazır cüretkar ruhları eze eze öğütür.”

“Bütün zenliğin bir avuç açgözlü insanın elinde bulunduğu ve çoğunluğun sefalet içinde yaşadığı bir toplumda kimse mutlu olamaz.”

“Tanrı öldürmeyi yasak etmiş,biz ise birkaç para için adam asıyoruz,olacak şey mi bu?Denebilir ki,Tanrı’nın yasak ettiği,özel bir kişinin başkasını öldüemesidir,yasaları uygulayan yargıcın öldürmesini değil.Evet,ama insanları Tanrı buyruklarına aykırı yasalar çıkarmasını,irza geçmeyi,zinayı,yalan yere yemin etmeyi kitaba uydurmalarını kim önleyebilir?Nasıl önler?Tanrı bize yalnız başkasını değil,kendimizi öldürmeyi bile yasak etmiş.Oysa biz yasaların gölgesine sığınarak birbirimizi boğazlaya biliyoruz!Bu korkunç adalet anlayışı yargıçları ve cellatları Tanrı buyruğunun üstüne çıkarabilecek,onlara yasanın öldür dediğini öldürme hakkını verecek!”

“Savaşı tamamen hayvani bir şey olarak görüyorlar;ama savaşmaya insan kadar düşkün bir başka canlının olmaması da kanlarını donduruyor.Savaşta kazanılan onur kadar onursuz başka bir şeyin olmayacağını belirtiyorlar.Ancak kendi sınırlarını korumak,dostlarının topraklarını işgal eden düşmanları püskürtmek ya da zorbaca baskı altına alınan bir halka acıdıklarından onu bütün güçleriyle bu zorbanın boyunduruğundan ve zulmünden kurtarmak için savaş yapıyorlar.”

“Yurttaşların kin bağladığı,hor gördüğü bir kral;halkı ezerek,soyarak,dilencidurumuna düşürerek tahtında tutunabilecekse,bıraksın krallığı,insin gitsin tahtından. Bu yollarla belki kral adını elinde tutar;ama ne yiğitliği kalır,ne büyüklüğü.Kral,yüceliği dilencilerin değil,zengin ve mutlu insanların başında kalmakla kazanır.”

“Oysa insan savaştan önce barışa değer vermeli,barış üzerine kafa yormalı”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir