Yekta Kopan Sözleri

“Biri otursun karşıma,izah beklemeden bütün hayatımı dinlesin istedim.”
“Zaman bana korkularımı verirken karşılığında uykularımı çalıyordu.”
“Ömrüm boyunca,ikinci el eşya satan bir dükkanın vitrinine bakar gibi baktım hayatıma.”
“Elindeki işi bitirene kadar uyumayı düşünmüyorsan,sorumluluk duygusu edinmişsin demektir…”
“Kitabın bana bir başka faydası,zamanın nasıl geçtiğini anlamama engel olmasıydı.”
“Sadece kitapları vardı;içindeyken öğrenemediklerimi,dışarıdan bakınca anlamamı sağlayan.”
“Kendimi iyi hissetmem için sadece gülümsemen bile yeter.”
“İnsan kaç yaşında olursa olsun içini dökme ihtiyacı duyuyor.”
“Zihnimde tartıştım insanlarla.Ne yaşadıysam kabuğumun altında yaşadım.Uykusuz gecelerde kavga provaları yaptım;işten çıkaran patronla,yağmurlu havada ıslatıp geçen taksiciyle,tiyatroda gelip yerime oturan çiğ süratli kadınla,posta kutumu karıştıran apartman yöneticisiyle zihnimde savaştım…Ses olmadı düşündüklerim.Nefretimi kusamadım dünyaya.O güvenlikli kabuğumun altından çıkaramadım başımı.”
“Böyledir zaten,çocukluk,utanılacak sayısız anının birikmesidir.”
“Hafıza nasıl da hatırlamak istemediklerini bir sis perdesi arkasında bırakmayı başarıyor.”
“Her duygumuzu bir söze hapsetmemiz gerekmiiyor.”
“Bazı babalar oğullarına sadece dertlerini miras bırakıyor.”
“Cep telefonu yokken geceleri gelirdi can sıkan haberler.”
“Sustum,anadilim sessizlik oldu.”
“Ruhum kalemimi çoktan kırdı.”
“Doğru zamanda,doğru sözleri kullanmayı bilirseniz,açamayacağınız engel yoktur.”
“Yıllarca hep düşündüklerimi değil de söylemem gerekenleri söyledim.”
“Kütüphaneye yaklaşmak sana yaklaşmak gibiydi.Kitaplarla dolu bir geçmişte,kütüphaneyle çevrili bir odada sensizlikten kaçmaya çalışmak dünyanın en zor şeyiymiş.Ben de bıraktım kaçmayı.Okumaya başladım.Senin yazdıklarını,en yakın arkadaşlarının kitaplarını,sevdiğin yazarların romanlarını…Yolu senden geçmiş ne varsa okuyordum.”
“Kendimi pazar sabahları yayınlanan mutlu aile filmlerindeki sahte gülücüklü dertsiz kıza benzetiyordum.”
“Atalardan kalma geleneksel makinesine yeni takılmış traş bıçağı gibidir evlilik…”
“Ağaç değil onun adı;zeytin,çınar,elma,kavak…Kuş değil onun adı;güvercin,serçe,karga,saka…İnsan değil bizim adımız;yalancı,katil,ikiyüzlü,rezil..”
“Adamı öldürmediler ama içindeki şiiri katlettiler.Ondan sonrasına yaşamak mı denir?”
“Ölüler arkada kalanlara zorluklar bırakıyordu;zorla yenen helvalar,,,zorla tutulan kahkahalar,zorla akıtılan gözyaşları.”
“Kaç kere başlanabilirdi ki,tek sonu bilinen bir hayata?”
“İçindeki kötülüğe bahane arama.”
“Hayat istediği kadar kovalasın,ben bildiğim yollardan kaçmaya devam edecektim.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir