Mihriban Şiiri İncelemesi – Abdurrahim Karakoç – Şiir Vakti

MİHRİBAN

Mihriban Şiiri Dinle

MİHRİBAN-ABDURRAHİM KARAKOÇ

           MİHRİBAN
Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

Yâr deyince, kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor
Lâmbada titreyen alev üşüyor
Aşk, kâğıda yazılmıyor Mihriban.

Önce naz, sonra söz ve sonra hile…
Sevilen, seveni düşürür dile
Seneler, asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban.

Tabiplerde ilâç yoktur yarama
Aşk deyince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban.

Boşa bağlanmamış bülbül, gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne…
Şaştım kara bahtın tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban.

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı…
Çözemedim… Çözülmüyor Mihriban.

Dosta Doğru
ABDURRAHİM KARAKOÇ

ŞİİR İNCELEME PLANI:

ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:

-NAZIM BİRİMİ : DÖRTLÜK.
-6 DÖRTLÜKTEN OLUŞMUŞTUR.
-ŞİİRİN ÖLÇÜSÜ VE DURAKLARI: HECE ÖLÇÜSÜYLE YAZILMIŞTIR. 11 ‘Lİ HECE ÖLÇÜSÜ KULLANILMIŞTIR. SON DİZELER 4+4+3 ŞEKLİNDEDİR. DİĞER DİZELER İSE 6+5 DURAKLAMALIDIR. FAKAT 3.DİZE DE BAZI YERLERDE 4+4+3 BAZI YERLERDE DE 6+5 DURAKLAMA KULLANILMIŞTIR.KAFİYE DÜZENİ a-b-a-b ,   c-c-c-b DİYE İLERLEDİĞİ İÇİN b DİZELERİNDE 4+4+3 DURAKLAMA KULLANILMIŞTIR.
-KAFİYE(KAFİYE ÇEŞİTLERİ) VE REDİFLER:

1.KITA:  LÜM= ZENGİN KAFİYE.  Ü= EK REDİF
               Z= YARIM KAFİYE.      ÜLMÜYOR-İLMİYOR = EK REDİF  
              MİHRİBAN =REDİF
Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban.
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban.

2.KITA:   Ş= YARIM KAFİYE
            ÜYOR-IYOR-ÜYOR = EK REDİF             Z=YARIM KAFİYE     ILMIYOR=EK REDİF    MİHRİBAN=REDİF
Yar deyince kalem elden düşüyor,
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor.
Lamba da titreyen alev üşüyor,
Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban.

3.KITA:  İLE=YARIM KAFİYE              Z=YARIM KAFİYE               ULMIYOR=EK REDİF      MİHRİBAN=REDİF
Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban

4.KITA: AR=TAM KAFİYE           AMA= EK REDİF          Z=YARIM KAFİYE        İLMIYOR=EK REDİF    MİHRİBAN=REDİF
Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşk deyince ötesini arama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

5.KITA:  L  = Yarım Kafiye         ÜNE-ÜME  = Ek Redif      Z  =Yarım Kâfiye    İLMİYOR  = Ek Redif          MİHRİBAN  = Redif
Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Saştım kara bahtım tahammülüme
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

6.KITA:    AM = Tam Kâfiye        I =Ek Redif           Z= Yarım Kafiye         ÜLMÜYOR  = Ek Redif         MİHRİBAN  = Redif

 Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kör düğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban

-KAFİYE ŞEMASI:

1.KITA:  a-b-a-b

2.KITA:  c-c-c-b

3.KITA:  d-d-d-b

4.KITA:  e-e-e-b

5.KITA:  f-f-f-b

6.KITA:  g-g-g-b

ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:

ANLAMI BİLİNMEYEN KELİMELER VE DEYİMLERİN AÇIKLANMASI:

BELLEMEK: Hasta yoklamak, hasta ziyaretine gitmek.

SEZMEK: 1. Sezmek, hissetmek, farkına varmak. 2. Zannetmek, tahmin etmek.

TABİP: Hekim.

HUDUT: 1. Sınır 2.  Uç, son.

GAM: Tasa, kaygı, üzüntü

ŞİİRİN BÖLÜMLER HALİNDE AÇIKLANMASI:

1.KITA: Benim deli gönlümü sarı saçlarına bağlamışlar diyor. Yani biz birbirimizi için varız.Bizi birbirimize bağlamışlar çözülmüyor kimse çözemiyor demek istiyor.Onların aşkı o kadar kuvvetli ki kimsenin gücü onları ayırmaya yetmiyor.Ölümü ayrılıktan zor sanma diyor.Eğer göremiyorsan bile onu hissedebilirsin , hatırlayabilirsin ,onu zihninde düşünebilirsin diyor.Mihriban’a  olan aşkını anlatıyor.
2.KATI: Yar diyince insanın sürekli sevgiliye bir şeyler yazası geliyor, kalem elinden eksik olmuyor yar uzakta olunca. Gözler yarı yani sevdiğini görmeyince gözleri görmüyor onsuz yapamıyor aklı şaşırıyormuş.Onun Mihriban’a olan aşkına lambadaki alevler bile üşüyormuş.Ne kadar Mihriban’a olan aşkını kağıda yazmak istese bile sığdıramıyor onu çok seviyor, aşkını anlatmaya kağıt yetmiyor.Mihriban’a olan hasretini anlatıyor.
3.KITA: Önce naz yapıp sonra söz verip güvenini kazandıktan sonra işin içine hile girmiş. Sevilen seveni dile düşürür.Çünkü sevilen kişi seveni onun kadar çok sevmemiştir.On verilen değeri dillere düşürüp küçümsemiştir.NE kadar ay ,yıl geçse bile insanın içindeki hala kalıyor  ve o düzen  o töre o alışkanlık hiçbir zaman değişmiyor.Çaresiz .acı çektiğini anlatıyor.
4.KITA:  Mihriban’ın ona yaptıklarının acısını dindirecek ilaç hekimlerde yok.Çünkü içi yanıyor acısını hekimler geçiremez.Her güzel şeyin bir sonu olsa bile konu aşk olunca ötesine geçilmiyor.İnsanları çok kötü etkileyebilir.İçindeki acısını dindirecek hekimi bile olmayabiliyor.Konu Mihriban’a olan aşkı olunca ötesine geçilmiyor ve aşka kimse yelken açamıyor , kimse ona bir son bulamıyor.
5.KITA: Bülbül boşu boşuna gülüne sarılmaz. Onu kaybetmekten korkar ve öyle bağlanmıştır ki ondan vazgeçemez, vazgeçmekten korkar.Konu aşk olunca yanan yerine kar bile koysan aşka galip gelemez ve oda köz, kül olur aşkın yanında.Artık Mihriban’ın ona yaptıklarına şaşırıyor onsuz hayat istemediği, o kadar hasret olduğu için bu durumdaki haline çok şaşırıyor.Ve bahtına tahammül edemiyor.Ne yaparsa yapsın hangi yolu denerse denesin , taşa bile çalsa ezemiyor.
6.KITA: Aşkı ne kadar anlatmaya çalışsanda aşk tarif edilemiyor çünkü sığmıyor.Aşkın anlamı o kadar geniş ki her şey yanında ufacık kalıyor.Bu acıyı sadece çeken bilir.Üzüntüsünü , acısını anca çeken bilir .Baştan sona her şeyi çözülemeyen bir düğüm gibi ne kendisi işin içinden çıkabiliyor nede çözülebiliyor.

ŞİİRİN ANA DUYGUSU (TEMASI):Mihriban’ın yaşattığı aşk, özlem, hasret ve çaresizlik.

ŞİİRİN TÜRÜ: Şiirin türü koşmadır. Koşmalar genelde Aşık Edebiyatı’nda görülür.
Halk edebiyatında en çok kullanılan biçimdir.
Genellikle hece ölçüsünün 11’li(6+5 ya da 4+4+3) kalıbıyla yazılır.
Dörtlük sayısı 3-6 arasında değişir.
Uyak düzeni genellikle şöyle olur:baba , ccca, ddda…
Aşk, ayrılık, gurbet gibi geniş çerçeveli konuların işlendiği bir türdür.
Dili sadedir.

ŞİİRİN YORUMLANMASI: Şiir  o kadar derinden etkiliyor ki insanı. Hani bir insan hayat boyu beklediği, sevmek istediği işte ömrümü veririm bu sevdaya dediği gibi bir aşk olur ya yazarda Mihriban’ı öyle sevmiş.Öyle hasretine dayanmış.Sarı saçlarını, sevgisinin bağını koparmaya kıyamazken ayrılık konusu bile çoktan açılmış yüreğinde.İnsan sevdiğine hasretken,göremeyince uzak mesafeler bile engel olabiliyor.Fakat insan görmeyince sezmekte de zorluk çekiyor.Aşk öyle kutsal bir şey ki insanı şair bile yapabiliyor.Duygularını kimseye açamadığı durumda bir kağıt ve bir kaleme sarılıyor.Fakat konu sevdiğin olunca akan sular duruyor.İnsanın aklı şaşırıyor.Konu aşk olunca kimse dayanamıyor.Kimse önüne geçemiyor.Ne kadar içini dökecek bir dostun olmasa da kağıt ve kalemin var.Fakat bir top kağıt koysalar bile önümüze aşkı sığdıramayız ki.Kendimizi ne kadar avutursak avutalım bur da da olduğu gibi kendimizi kandırırız.Sevdiğine çık gel bile diyemeyeceği için hasrete alışmış, hayalinde sezgilerinde sevmeye devam etmiş.Ne olursa olsun bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur.Hiç bir zaman huylu huyundan vazgeçmez.Bunun acısı da hemen geçmez.Ne doktorsa ne hekimde yaranın ilacını bulamazsınız.Çünkü yaranız o kadar derindir ki artık etki yaratmaz.İnsan sevdiği şeylere boşuna bağlanmaz.Demek ki varmış bit bildiği.Mutluluğun ortasına düşünce gittikten sonra insan bahtına da ağıt yakıyor,son bulduğuna da.Aşkı tarif etmek zor.Bu acıyı çekmeyen bilemez.Bu koşma türünün de konusu Mihriban’a olan hasret.

ŞAİRİN HAYATI,SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA BİLGİLER:
 Kahraman Maraş ,  şair ve yazarlar açısından zengin bir şehirdir. Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Zarifoğlu, Nuri Pakdil, Bahaettin Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Rasim Özdenören, Erdem Bayezit, Tahsin Yücel, Şevket Yücel; yeni edebiyatın önde gelen simalarındandır.
Abdurrahim Karakoç, 7 Nisan 1932’de  Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü (Cela) köyünde dünyaya geldi. İlkokulu bitirdikten sonra bir müddet köyünde marangozluk  ve uzun yıllar da çiftçilik yaptı.
İlk yazdığı şiirleri, 2 kitap olarak çıkacak hacimdeyken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazıklarını “Hasan’a Mektuplar” adı altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. Fedai Yayınları arasında çıkan bu eser, kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı.[2] Sonraki yıllarda ise şiirlerinin bir bölümünü topladığı, “Akıl Karaya Vurdu”, “Vur Emri”, “Beşinci Mevsim”, “Suları Islatamadım”, “Kan Yazısı”, “Gök Çekimi”, “Dosta Doğru” ile sohbet, mektup ve röportajlardan oluşan “Çobandan Mektuplar” adlı kitapları yayımlanacak ve bu kitaplardan bazıları, yaklaşık 20 baskı yapacaktır.
1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi. 1981’in Mart ayında emekli oldu.
Karakoç, 1985 yılından itibaren gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip niçin ayrıldığını bir röportajında şöyle cevaplandırdı:
«Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım.»
Çeşitli radyo ve televizyon programlarına katılan Karakoç’un şiirleri, bugüne dek birçok araştırmada aktarıldı.
Karakoç’un politik taşlamaları kadar sevgi şiirleri de hemen her kesimde yankı bulmakta ve birçok sanatçı tarafından bestelenmekte ve okunmaktadır.”Mihriban” adlı şiiri, notaya dökülerek yıllardır gönüllerden düşmeyen bir türküye dönüşmüştür.
Abdurrahim Karakoç, evli ve 3 çocuk babasıdır. 1984’ün Ekim ayından bu yana Ankara’da ikamet etmektedir. Şimdilerde politikayla uğraşmakta ve günlük bir gazetede köşe yazıları yazmaktadır.

 Hastalığı
2012 yılında ciğerlerindeki enfeksiyon nedeniyle bir süre Konya’da tedavi gören Karakoç’un, vefat ettiğine dair 24 Nisan 2012 tarihinde l gazetesinde asılsız haberler yayımlanmış, sanatçıyı 25 Nisan 2012 günü tedavi gördüğü hastanede Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ziyaret etmiştir.
7 Haziran 2012 tarihinde, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yoğun bakımda iken hayatını kaybetti.
Ankara’daki Bağlum kabristanında defnedilmiştir.

Yayınlanmış eserleri
Hasan’a Mektuplar (1965)
Akıl Karaya Vurdu(1965)
Eli Kulakta (1969)
Vur Emri (1973)
Kan Yazısı (1978)
Suları Islatamadım (1983)
Beşinci Mevsim (1985)
Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu (1994)
Yasaklı Rüyalar (2000)
Gökçekimi (2000)
Gerdanlık – I (2000)
Gerdanlık – II (2002)
Parmak İzi (2002)
Yağmur Yerden Yağar (2002)
Anadolu’da Bahar(2006)
Barış Çağrısı-Dünya Barışına Çağrı Grubu-Meneviş Yayınları(2009)
Aynanın İki Yüzü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir